Amasya – Yassıçal Çuha Dokuma

Yüzyıllar öncesinde Amasya Yassıçal Köyünde yapılan ve unutulmaya yüz tutmuş el sanatı arasında yer alır. Ülkemizde tek yöreye has özel motifleri olan özgün dokuma türüdür. Eskiden kullanılan tezgah sistemi ve araç gereçlerle devam ettirebilmektedir. Çözgüsü ve gücüsü elle hazırlanarak yapılmaktadır. 150-200 yıllık yöreye özgü motifler bugün hala kullanılmaktadır. Duygu ve düşüncelerin renk renk işlendiği Çuhalar; kızların çeyiz sandıklarında ninelerin kızlarına ve torunlarına bıraktıkları emanetler olarak günümüze kadar gelmiştir. Günümüzde salon takımları ve kıyafetlerde çanta yapımında kullanılmaktadır. Başlıca Çuha dokuma motifleri Eminem, Süleyman, Tekke Peşkürü, Sinekli, Haşhaş Tahtalı, Mehmet Dede vb. adlarıyla yörede bilinmektedir.

İstanbul – Ebru Yapımı

Ebru, kendine özgü tekniklerle hazırlanan ve tekneye alınan suyun üzerinde boyalarla oluşturulan desenlerin kağıda aktarılmasıyla yapılan geleneksel bir sanattır. Ebru kitap süsleme sanatı ve kitap ciltlerinde yan kağıdı (kapak ile kitabı birbirine bağlayan kağıt) olarak tarihsel süreçte geleneksel bir sanat haline gelmiştir. 13. yüzyılda ilk Ebru formları Orta Asya’da görülmüş olup İran aracılığıyla Anadolu’ya yayılmıştır. Osmanlı döneminde, Türk hat ustaları ve sanatçıları yeni formlar yaratmış ve tekniklerini geliştirmişlerdir. Ebru sanatı, kendine has malzeme ve uygulama özelliğine sahiptir. Ebru sanatında kullanılan bütün malzeme ve araçlar ebrucu tarafından hazırlanır. Boyaların tamamı tabiattan doğal yöntemlerle elde edilir. Suyun yoğunlaşmasını sağlayan kitre bitkisel esaslı bir ana malzemedir. Boyaların kitre üzerinde açılmasını sağlayan doğal asit de hayvanın safra kesesindeki öd’dür. Kitreyle yoğunlaştırılmış su üstünde doğal yöntemlerle hazırlanan boyalar aracılığıyla oluşturulan desenler kağıt üzerine geçirilir. Yüzyıllar boyunca gelgit, taraklı, hatip, bülbülyuvası, çiçekli gibi pek çok özel ebru çeşidi gelişmiştir. Ebru’da kullanılan en yaygın renkler açık yeşil, kırmızı ve sarıdır. En sık rastlanan desenler ise çiçekler, yapraklar, süslemeler ve ayın ilkdördün halidir.

Kayseri – Yahyalı Halı Dokuma

Kayseri ve çevresinde dokunan halılar, Türk halı sanatının önemli bir bölümünü oluşturur. Yahyalı halılarının en önemli özelliği hem çözgüsünün hem de dokuma ipinin yün olmasıdır. Geometrik motifler ve çiçek motiflerinin kullanılması, iplerin tamamen kök boya ile renklendirilmesi de Yahyalı halılarının ayrı bir özelliğidir. Yahyalı halıları desen özelliklerine göre, kemerli, göbekli, mihraplı, dabazlı ve iç göbek olarak sınıflandırılır. Bordürler 3 veya 4 olabilir. Geometrik motiflerin kullanıldığı Yahyalı halılarına ait desenlerin 16. yy. başlarına kadar dayandığı anlaşılmaktadır. Kullanıldıkça değerleri artan Kayseri halıları çok yaygın olarak dokunmaktadır. Kayseri yöresi kilimleri, Anadolu’da dokunan kilimlerin birçoğu ile aynı özellikleri taşımakla birlikte, kendine has bir yapıya sahiptir. Kullanılan motifler, çinide, mermerde, oymacılıkta hatta tezhipte kullanılan motiflerle benzerlik gösterir. Halıda kullanılan dokuma tekniğinin gereği olarak motifler, köşeli geometrik biçime dönüşmüştür. Yaygı, perde ve çuval olmak üzere dokunan halılar daha sonra kullandıkları yere göre isimlendirilirler. Kayseri yöresinin ünlü Sarız ve Yahyalı halıları kendine has özellikleriyle, Çubuklu, İbikli, Papatyalı, Nalçalı, Sandıklı, Kırkbudak, Kalaycı, Yusuflar, Yörük ve Avşar olarak adlandırılırlar.

Malatya – Bakır İşlemeciliği

Urartu medeniyetleri eserlerini Altıntepe kazılarından anlaşıldığına göre, Urartu döneminde Erzincan bakır işletmeciliği üretimleri Atina pazarlarında aranan mal olarak değer kazanmıştır. Bakır levha işlemesinin yanı sıra Erzincan ve yöresinde çok çeşitli türde araç-gereç, mutfak eşyası ya da hamam takımları yapımında kullanılmaktaydı. Erzincan'dan ülke dışına satılan bakır eşya büyük miktarlara ulaşmaktaydı. Paris, Viyana ve Philadephia uluslararası fuarlarında sergilenen Erzincan yöresi bakır eşyaları büyük ün kazanmıştır. Günümüzde ise alüminyum ve plastik eşyanın yaygınlaşmasıyla dövme bakırcılık önemini yitirmiş, yerini bakır el işlemeciliğine bırakmıştır. Günümüzde yapılan semaver, tepsi, biblo, tabak, kaşık, şekerlik, sigaralık, kupa, vazo gibi ürünler daha çok süs eşyası niteliğindedir. Bakırcı ustalarına gelen bakır levhalar türlü gereçlerin yardımıyla tepsi, tabak, vazo vb. biçime sokulur. Dövme, çekme, dökme yöntemleriyle biçimlendirilen bakır eşya yine türlü yöntemlerle işlenir. Bezemede çoğunlukla stilize lale, yaprak, narçiçeği, selvi motifleri; hayvan figürleri, geometrik biçimler kullanılır. Bakır süs eşyaları, nikel kaplanmakta veya boyanarak süslenmekte, el işçiliği ile işlenerek yurt içi ve yurt dışına pazarlanmaktadır.

Samsun – Zembil Örücülüğü

Özellikle 20 yıl öncesine kadar Göltepe Köyü’nde yaygın olan ve ancak bugün unutulmaya yüz tutmuş mahalli bir el sanatıdır. Zembil örücülüğünde kullanılan malzemeler; saz bitkisi, kurutulmuş mısır koçanı yaprakları, 50 cm uzunluğunda ortadan ikiye katlanmış ve iğne vazifesi gören çelik tel, saz bitkisinden yapılmış kındıra, hazır kumaş boyası veya tabii boyalardır. Tabii boya, genellikle soğan veya yeşil ceviz kabuklarının kaynatılmasıyla elde edilir.

Zembilin Örülüşü: Mısır koçanı yaprakları ıslatılıp, yumuşatılıyor. Bir mısır koçanı yaprağı, boyunca 3 eşit parçaya bölünüp, kındıra üzerine muntazam sıkıştırılarak sağdan sola sarılıyor, 8- 10 cm. sarıldıktan sonra sarılan kısım içe bükülüyor. İlk örülen kısım ortadan sarılarak çevriliyor. İstenilen şekilde örülüyor. Koçan bittiği yerde iğne ile dolanıyor. Boyanmış mısır koçan yapraklarından aralara desende konuluyor.

* Fotoğraflar TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın arşivinden alınmıştır.