Manisa / Gördes Dokumacılığı

Gördes ilçesinin dokumacılık tarihinde önemli bir yeri vardır. Yüksek, ormanlık bir alana kurulmuş olan Gördes ilçesi, Türklerin halı dokumacılığında kullandığı “Çift Düğüm” adı verilen ilmek tipinin dünya literatürüne “Gördes Düğümü ” adı ile geçmesini sağlayacak kadar önemli bir halıcılık merkezidir.

17.yüzyıldan itibaren yayılmaya başlayan Gördes halılarının dm² deki düğüm sıklığı 40x50, 50x50 gibi yüksek sayıdadır. Atkı ve çözgüleri yün ve hav yükseklikleri 2 cm olan bu halılarda ilmek ipleri doğal boyalarla boyanmıştır. Hakim renkler kırmızı, mavi, kahverengi ve beyazdır. Buna karşın Barok etkili 19. yy Gördes halılarında kırmızı, turuncu, sarı, yeşil ve mavi gibi renkler kullanılır.

Gördes’in çift mihraplı halıları ile göbekli halıları seccadeler dışında ayrı bir grup oluştururlar. Kız Gördes halıları çift mihraplıdır. İç kısım koyu renkli beneklerle doldurulmuş, ortaya küçük bir göbek deseni yerleştirilmiştir. Göbekli Gördes halılarında da yine çift yönlü bir mihrap vardır. Orta kısmında etrafı çiçeklerle bezeli bir göbek yerleştirilip köşelere ibrik motifleri konulur. Bu iki halı tipinde de çift yönlü mihrapların üst kısımlarında dikdörtgen birer çerçeve yer alır ve bunların içlerine stilize ejder figürleri veya çiçekler işlenir. Toplam 550 saat sürecek olan kurs Ekim 2013'te başladı. Ahmet Akdeniz tarafından verilen eğitimelre 20 kursiyer katılıyor.

Kahramanmaraş / Ahşap Oymacılığı

Maden, taş, ağaç gibi maddelerin yüzeylerini özel araç ve gereçlerle oyarak veya delerek önceden tasarlanan motif ve cisimleri işleme sanatı olan “Oymacılık”; geleneksel Türk el sanatlarında önemli bir yer tutmaktadır. Yüzyıllardır bozulmayan estetik ve el emeği geleneği olan ahşap oymacılık sanatı, günümüzde hazır üretim ve ucuz maliyetli ürünlerin tercih edilmesiyle yavaş yavaş yok olmaktadır.

Ahşap oymacılığının en önemli unsurlarından biri ceviz ağacının kullanılmasıdır. Bu eşsiz sanatı yaşatmaya çalışan birkaç ilden biri olan Kahramanmaraş’ta iklim koşullarının uygunluğu, yaylaların, akarsuların bol olması ceviz ağaçlarının kolay yetişmesini sağlamaktadır. Bu nedenle Kahramanmaraş’ta el oymacılığı sanatı yüzyıllardır süre gelmekte ve oldukça gelişmiştir.

Ahşap oyma için seçilen uygun ağaçlar 2 cm kalınlığında istenilen genişlik ve boyda tahta haline getirilerek uzun bir süre tabii şartlarda kurutulmaktadır. Kuruyan tahtalar yan yana yapıştırılır, istenilen ölçüde çatılır. Çatma işlemi dişli birleştirme veya zıvana geçme tekniği ile yapılmaktadır. Genellikle de “boncuk” diye adlandırılan glufen tutkalı kullanılır. Şablon halinde hazır bulunan oyma motifi, kaba temizliği yapılmış iş resminin üzerine çizilir, çeşitli ağız yapısına sahip iskarpelalarla (düz, oluklu, kuşdili, tırmak) oyulur. İskarpelaların ağaç olan sapı ezilmesin diye tokmak kullanılır. Temizlenen oymalar arasındaki boşluk, kumlama zımbası ile zımbalanır ve oymanın zengin görünmesi sağlanır. Son olarak cila veya vernik sürülür.

Bu değerli el sanatı; ceviz ağacının önceleri olduğu kadar bulunmaması ve başka şehirlerden temin edilmesi, şehir merkezlerinde atölyeler için uygun alanların olmaması, çırak bulunamaması ve talebin azalması gibi nedenlerden Kahramanmaraş’ta ahşap oymacılık sanatı önemini yitirmektedir. Toplam 440 saat sürecek olan kurs Kasım 2013'te başladı. 11 kursiyerin katıldığı eğitimler Bedir Nedirli tarafından veriliyor.

Tekirdağ / Karacakılavuz Dokumacılığı

Karacakılavuz; 93 Harbi olarak bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan Balkan Savaşlarına kadar Osmanlı ile Bulgaristan arasında pek çok kez el değiştiren Bulgaristan’ın Selvi, Kuruşva ve Çadırlı köylerinden gelen göçmenler tarafından kurulmuştur.

Bir rivayete göre; güzelliği dillere destan bir karacanın kılavuzluk etmesiyle bölgeye yerleşen ve 1884 yılında 700 nüfuslu bir Osmanlı köyü iken, günümüzde Tekirdağ iline bağlı 3.500 nüfuslu bir göçmen kasabasıdır.

Bu göçmen kasabasında kadınlar, evlerinde dokuma tezgâhlarında geleneksel olarak Karacakılavuz el dokumaları üretmektedir. Karacakılavuz el dokumalarında hem kirkitli dokuma çeşitlerinden biri olan “Cicim” tekniği, hem de mekikli dokuma çeşitlerinden biri olan “Dimi” tekniği bir arada uygulanmaktadır. Dimi dokuma tekniği, yapılan dokumaların zemin dokusunda, cicim dokuma tekniği ise zemin doku üzerinde, motif ve desenlerin oluşturulmasında kullanılmaktadır. Ayrıca bezayağı (düz bez dokuma) tekniği ile yörede “Cecala” adı verilen çizgili dokumalar ve “Çergi” denilen yün yer yaygıları da yapılmaktadır. Dimi dokumalar yüzeyinde bulunan atkı ve çözgü ipliklerinin yoğunluğuna göre atkı dimisi, çözgü dimisi ve çift yüzlü veya iki taraflı dimi olmak üzere 3 şekilde gruplandırılır. Karacakılavuz dokumalarında uygulanan çeşidi dokumanın her iki yüzeyinde de aynı görüntüye sahip ikiyüzlü dimidir. Toplam 320 saat süren kurs Haziran-Aralık 2013 tarihleri arasında tamamlandı. 20 Kursiyerin katıldığı eğitimler Fatma Çaylalı tarafından verildi.

Mersin / Namrun İğne Oyacılığı

İğne oyaları tam anlamı ile Türk halkının el sanatıdır. Türk halkı geleneksel yaşantısının gereği olarak tüm duygularını, doğadan esinlenerek içtenlikle iğne oyaları aracılığı ile dile getirmektedir.

Yaşadıkları çağı yansıtan, kendine özgü soyutlaştırılmış motifleri olan, ekonomik katkı sağlama amacıyla yapılan iğne oyaları; teknolojinin gelişmesi, zevklerin ve taleplerin değişmesi ve el sanatlarına olan ilginin azalması nedeniyle önemini yitirmektedir.

Yapılan araştırmalara göre eski geleneklerde Torosların bazı bölgelerinde yeni gelinler keyiflerince konuşamadıkları için elbise kenarlarına, yazmalara, hotozlara dikilen oyalar ile duygularını ifade ettikleri belirtilir. Namrun iğne oyalarının da birer name ve sözsüz konuşma aracı olarak kullanıldıkları bilinmektedir.

Türk halkının zevkini, incelik ve yaratıcılığını tamamıyla yansıtan el sanatlarından iğne oyalan, "Oya gibi" sözü ile de, güzellik sembolü olmuştur. İğne oyalarında, başta çiçek, böcek, geometrik biçimler ve işlenmeye uygun başka şeylerin de konu edildiği, bunlardan özellikle çiçeklerin gerçekçi bir biçimde, öteki konuların ise özgün ve özgür bir anlatımla gerçekleştirildiği görülmektedir. İğne oyalarının renkleri, genellikle yeşil, sarı ve sarının tonlarıdır, geometrik şekillerden esinlenerek meydana getirilen soyut iğne oyalarının ortak yanları zürafa ve tırabzandır.

Çamlıyayla Halk Eğitim Merkezi’nde 28 Mayıs – 28 Ağustos 2013 tarihleri arasında düzenlenen Namrun İğne Oyacılığı kursundan 20 kursiyer mezun oldu. Eğitim Dilek Çiğdem tarafından verildi. Toplam 168 saat süren kurs Mayıs-Haziran 2013 tarihleri arasında tamamlandı. 20 kursiyerin katıldığı eğitimler Dilek Çiğdem tarafından verildi.

Rize / Sepet Örücülüğü

Rize’de arazi yapısının dağlık ve engebeli oluşu taşımacılığın büyük oranda insan gücüyle yapılmasına neden olmaktadır. arazi yapısının engebeli oluşu, bölgede yıllardır varlığını koruyan geleneksel el sanatı olan sepetçiliğin yaşatılmasına imkan sağlamıştır.

Yörede üretilen ve kullanılan sepetler taşınması amaçlanan ürüne göre tasarlanmaktadır; bu nedenle tasarımlarında farklılıklar görülmektedir. meyve sepetleri ince, uzun ve koni biçimindedir, bunlarda çoğunlukla üzüm toplanır, çay toplama sepetleri ise daha çok iki ayaklıdır, ağız kısmına doğru gövdesi genişler ve ayaklarından bağlanan iplerle sırta asılarak taşınır. Ayaklı olmayan sepetler ise genellikle yayvan saplıdır.

Sepetçilik ağaçların ince sürgünlerinden, bitkilerin odunlaşmamış saplarından faydalanılarak yapılmaktadır. Günümüzde çok değişik sepet örme teknikleri vardır. Bunlardan iki tânesi bütün sepet örme tekniklerinin temeli sayılır. Birincisi; tek bir liften yapılan rulo kıvrımlarının birbirleri üstüne dikilmesidir. İkincisi ise; kafes veya hazır örgüdür.

Sepetçilikte genellikle ot, bambu, mısır sapı, saz, saman sapı, böğürtlen, rafya, kamış, bitki saplarıyla, bodur söğüt, kestane, fındık, siyah akça ağaç vb. gibi ağaç filizleri kullanılır. Üç ay sürecek Rize Sepet Örücülüğü kursu Temmuz ayında başladı. Toplam 128 saat süren kurs, Eylül- Kasım 2013 tarihleri arasında tamamlandı. 20 kursiyerin katıldığı eğitimler Beyhan Yaşıyan tarafından verildi.