Artvin - Tulum Yapımı

Tulum, deri önü yırtılmadan olduğu gibi çıkartılmış kuzu, koyun ve oğlak derisinden yapılır. Kesim sırasında deri çok dikkatli bir şekilde tulum olarak çıkarılır. Suyla karışık ateş külünde iki üç gün bekledikten sonra tüylerin dökülmesi sağlanır ve tabakalama işlemi yapılarak, baş ve arka kısmı tersten sıkıca bağlanır. Ön ayaklarının birbirine bağlanarak şişirilip asılır ve sürekli badem yağı veya gliserin sürülür. Dışının güzel görünmesi için üzerine değişik renk ve desenlerle kılıf geçirilir. Gövde kısmının boğumları kesilir. Temizledikten sonra kurutulur. Delikler sıkıca bağlanır. Üst deliğe ise bir oluk atılır. Bu kısma 'nav' denir. Genellikle şimşir ağacından yapılır. Navın oluk kısmına iki sıra halinde perdeli kamışlar yerleştirilir. Bu kamış veya borular tek de olabilir. İki borulu olanlarda delik sayısı birinde 2, diğerinde 5'tir. Tek borularda ise delik sayısı üstte 6, altta 1 adettir. Navın tuluma bağlanan kısmının ucuna ince kamıştan düdük şeklinde dillik konulur. Sesin çıktığı kısım daha geniştir. Böylece meydana gelen alete tulum adı verilir.

İstanbul - Cilt Yapımı

Bir mecmua veya kitabın yaprakları ve şırası bozulmadan bir arada tutabilmek için yapılan koruyucu kapağa “cilt” denilmektedir. Cilt, Arapça kökenli bir kelime olup “deri” anlamına gelmektedir. Klasik cilt yapımında kullanılan en uygun malzeme deri olduğu için bu ismi almıştır. Esere takılan kapağa cilt, cilt ustalarına mücellit veya mücelli de denilmektedir.

Cilt ve ciltçiliğin tarihi çok eskidir. Kâğıdın icadından önce parşömen ve papirüs üzerine yazılan yazılar rulo şeklinde, tahtadan yapılmış kutularda saklanmaktadır. Daha sonra parşömenler katlanarak formalar haline getirilmiş ve dikilerek ciltlenmiştir.

İzmir - Nazar Boncuğu Yapımı

Göz figürü; insanlık tarihi boyunca, her kültürde ve dinsel inançta, kötülükleri savan güçlü bir tılsım olarak kabul edilmiştir. Nazar boncuğu yapımı ise Anadolu’nun 3000 yıl öncesine dayanan cam sanatında yeni bir kimlik kazanır. Anadolulu bir cam ustası, göz figürünün gücünü ateşin gücüyle birleştirerek yepyeni bir tılsım yaratır. Türkiye'de, insanı nazar değmesine karşı koruduğuna inanılan en yaygın kullanım nesnesi mavi renkli nazar boncuğudur. Genellikle, parmakları açık bir el ya da göz biçiminde tasarlanan küçük nazar boncukları olarak üretilir. Nazar boncuklarını anahtarlıklarda, cüzdanlarda, kemerlerde, çantalarda veya kıyafetlerde asılı olarak görmek mümkündür. Daha büyük boyutlu olan nazar boncuklarını ise nazardan koruduğuna inanıldığı için odalara, apartman veya dükkân kapılarına, arabalara asılır.

Genellikle yuvarlak ya da oval şekildeki boncuk ocakları (furun-fırın), İzmir Nazarköy’deki işinin ehli ustalar tarafından yapılır. Ocağın duvarları, düzeltilmiş 7 zemin üzerine 12 sıra ateş tuğlası, kil ve demir dökümünde kullanılan curuflar kullanılarak nal biçiminde örülür. Bu bölümün üzerinde yine ateş tuğlası ve diğer malzemeler yardımı ile eritme potası veya tava diye tabir edilen camların eridiği en az beş bölmeden oluşan odalar oluşturulur. Her odada ana malzeme olarak kullanılan mavi renkli camın eritildiği ana bölmenin yanında farklı renkte camların bulunduğu 2- 3 adet küçük bölme oluşturulur. Ocağın tamamı kil ile sıvanır. Her gün 800 – 1000 derecelik ısı ile çalışan ocaklar, en çok bir yıl dayanmaktadır. Nazar boncukları bu fırınlarda üretilir ve şekillenir.

Kastamonu - Çarşaf Dokuma

Dokumacılık tarih boyunca Kastamonu’nun en büyük gelir kaynaklarından birisi olmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında hemen her evde bir dokuma tezgahı kurmuş olan aileler, mutlaka evde dokuma işleri yaparlardı. O dönemde bölgede bin dokuma tezgahının varlığından bahsedilmektedir. Geleneksel Kastamonu çarşaf bağlamaları Tosya İlçesi’nde dokunan “sarı kıvrak” adı ile de anılan yatak çarşaflarının iki uzun kenarlarına veya dört kenarına, pamuk ipliğinden, alet kullanılmaksızın, kadınların parmak uçları ve tırnakları ile sıkıştırarak attıkları düğümlerin yan yana ve alt alta örülmesiyle oluşan dantellerdir.

Bağlamalarda kullanılan ana materyal merserize pamuk ipliğidir. İplik kalitesine göre dantelin kalitesi de değişmektedir. İplik sayısı bağlamalarda önem taşır, iplik sayısı ne kadar az olursa dantelin düğüm sıklığı da o kadar sık olur. Genel görünümü ve kaliteyi düğüm sıklığı, düzgünlüğü, kompozisyonu temizliği belirler. Pamuk ipliğinden yapılan çarşaf bağları, yapılışında gösterdiği şekle göre; kuş dili, katip defteri, delik yürek, baklavalı, güneş, doktor gözlüğü vb. birçok isimle adlandırılmıştır.

Kütahya - Kütahya Çiniciliği

Hamur haline getirilmiş killi toprağın pişirilmesiyle yapılan, çeşitli renk ve motiflerle süslenmiş sırlı seramik ev eşyaları veya duvar panolarına “çini” denir. Çinicilik ise, kendine özgü yapım ve süsleme teknikleriyle yüzyıllardan beri yaşayan geleneksel Türk çini sanatının etrafında şekillenen zanaatkârlığı ifade etmektedir. Çini süslemelerinde genellikle kozmik düşünceleri ve inançları simgeleyen geometrik şekiller, bitkisel süslemeler ve hayvan figürleri değişik renk kompozisyonları ile kullanılmaktadır. Renk kompozisyonlarında beyaz veya lacivert fon üzerine kırmızı, kobalt mavisi, turkuaz ve yeşil renklerin kullanımı geleneksel çinilerin karakteristik özelliğidir.

Çini ustaları, “reçete” olarak adlandırdıkları doğayla ilgili geleneksel yapım bilgilerini ve süsleme tekniklerini usta-çırak ilişkisi içinde yüzyıllardır kuşaktan kuşağa aktararak yaşatmışlardır. Geleneksel çini sanatına karakterini veren ve onu koruyan en temel etmen; hammaddenin teminine, boyaların hazırlanmasına, üretim araçlarının yapım ve kullanımına, fırınlama süreçlerine, süsleme tekniklerine ve estetik anlayışlara ilişkin kuşaktan kuşağa aktarılarak yaşatılan bilgiler ve uygulamalarda kendini gösteren geleneksel zanaatkârlıktır.

* Fotoğraflar TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın arşivinden alınmıştır.