Van / Savatlı Gümüş İşlemeciliği

Gümüş işlemeciliğinde bir süsleme sanatı olan savatın kökeni Urartulara kadar gitmektedir. Yerel dildeki adı 'sevad'tır. Sevad Arapça'da kara anlamına gelen esvad kelimesinden türemiştir.

Bir ölçü gümüş (ideal olan 950 ayardır), dört ölçü bakır, dört ölçü kurşun ve bir miktar da kükürt, 750 derecelik ısıda karıştırılarak savat adı verilen alaşım elde edilir. Ancak her savat ustasının kendine has bir ölçüsü olduğu söylenmektedir. Daha sonra savat soğumaya bırakılır. Soğuyan kütle toz haline gelinceye kadar önce örs üzerinde, daha sonra havanda dövülür. Elde edilen savat, gümüş eşya üzerinde daha önce açılmış olan kılcal kanallara iki yolla sürülür. Ya yemeğe tuz eker gibi serpilir ya da boraks ile sulandırılarak çamur haline getirilir ve boşluklara sıvanarak doldurulur.

Sonraki aşamada, yapılan iş mangal ateşine tutulur. Isının etkisiyle tekrar eriyen savat, boşluklara iyice nüfuz eder. Bu aşamadan sonra soğuması için bekletilir ve cilalanarak kullanıma hazır hale gelir. Muskalıklar, gerdanlıklar, saç tokaları, saç bağları, tepelikler, bilezikler, yüzükler ve kemerler, savatla yapılan kimi süs eşyalarındandır. Uzun emekler isteyen bu gümüş işlemesi gün geçtikçe daha çok parlamaktadır.

01 Nisan – 08 Temmuz 2011 tarihleri arasında düzenlenen Savatlı Gümüş İşlemeciliği eğitimine 20 kişi katıldı. İş Geliştirme Merkezi (İŞGEM)in atölyesinde düzenlenen kursta 3 ay boyunca Savatlı Gümüş İşlemeciliğinin çeşitli teknikleri öğretildi. Eğitim İrfan Yönlüer tarafından verildi, 300 saat sürdü.

Sivas / Boynuz Tarak Yapımı

Sivas’ın en önemli el sanatlarından birisi olan Sivas boynuz tarağı; koç, manda ve öküz boynuzundan yapılır. Boynuzlar bir müddet bekletilip kurutulduktan sonra en ince ayrıntısına kadar temizlenir ve ateş ocağına konur.

Ustanın gözetimi altında ateş ocağında ısıtılan boynuzun düzleştirilmesi yapılır. Yapılacak tarağın şekline göre kaba olarak kesilir. Daha sonra tesviyesi yapılan boynuz yeniden ateş ocağında ısıtılarak ikinci kez düzeltme işlemi yapılır. Düzeltilen kemiğe zımparada tam şekil verilerek diş açmaya hazır duruma getirilir. Dişleri açılan malzeme ince zımparadan geçirilip rendelenir. Dişlerin uçları eğelenerek sivriltilir. Son işlem olarak parlatılan boynuz tarak, artık kullanıma hazırdır. Son yıllarda boynuz tarağa ilgi çekmek için kemik toka, zarf açacağı, kolye ucu gibi alternatif ürünler de üretilmektedir.

11 Temmuz – 09 Ekim 2011 tarihleri arasında gerçekleşen Boynuz Tarak kursuna 21 kursiyer katıldı. Sivas’ın merkezine kurulan özel atölyede kursiyerler boynuzdan tarak yapımının yanı sıra yaş boynuzun işlenişini de öğrendi. Zeki Kutluca tarafından verilen eğitim 3 aylık dönemde toplam 200 saat sürdü.

Çorum / Kargı Bezi Dokumacılığı

Günümüzde unutulmaya yüz tutmuş mahalli geleneksel sanatlarımızdan olan Kargı Bezi dokuması, yüzlerce yıllık bir geçmişe sahiptir. Kargı bezi eski yıllarda tamamen yöre halkının temel giysi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her evde bulunan dokuma tezgahlarında dokunurdu. Bunun yanında giysi ihtiyaçlarının yapımında kullanılırken ayrıca masa örtüsü, perde, yatak örtüsü gibi ev mefruşatlarında da kullanılmaktadır. Ancak günümüzde Kargı Bezi dokuma işi yapan yok denecek kadar azalmıştır.

Yapılan araştırmalardan elde edilen bilgilere göre 1970 yıllara kadar Kargı Merkez ve köylerinde Kargı Bezi dokumacılığı yapılmaktaydı. Bilim ve teknolojinin hızlı gelişmesi sonucunda makinelerin seri üretime geçmesi ve daha ucuz maliyet ile üretim yapması neticesinde Kargı bezi dokumacılığı duraksama dönemine girmiş, unutulmaya yüz tutmuştur. Dokumanın yoğun ve parlak olduğu yıllarda halk pamuk ve ipek böcekçiliği ile uğraşmış, dokumada kullanılan ip ve ipeği kendi imkanları ile üretmiş ve Kargı Bezi dokumacılığında kullanmıştır.

Kargı Bezi Dokumacılığı 18 Nisan – 15 Temmuz 2011 tarihleri arasında Kargı İl Halk Eğitim Merkezi’nin dokuma atölyesinde gerçekleşti. Eğitime 20 kişi katıldı. Kargı Bezi Dokumacılığının tüm tekniğini öğrenen kursiyerler 3 aylık dönemde toplam 300 saat eğitim gördü. Eğitim Emel Gürel tarafından verildi.

Hatay / İpek Dokumacılığı

1900’lü yıllardan önce, Hatay'ın pek çok köyünde çiftçiler kozacılık yapar, ipek böceği beslerdi. İpekçilik yoksul olan halkın gelir kaynaklarından birisiydi. Yetiştirilen kozalar, ipek dokuma işi yapan ailelere satılırdı.

1950'lerden sonra evlerde bir iki tane el tezgahıyla dokunan ipek ürünler yalnızca özel siparişlerde büyükşehirlerdeki talepleri karşılamaktaydı. Son 20 yılda Türkiye’de yavaş yavaş bir marka haline getirilmeye çalışılan Hatay ipekçiliğinin yok olmaması ilerleyen süreçte Avrupa da hatta Dünyada pek çok ülkede iyi bir pazar yakalayabilmesi hedeflenmektedir.

01 Nisan – 06 Haziran 2011 tarihleri arasında Yeşilpınar Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nde 3 ay gerçekleşen İpek Dokumacılığı eğitimine 20 kursiyer katıldı. İpek Dokumacılığının yanı sıra ipekçiliği de öğrenen kursiyerler toplamda 240 saat eğitim gördü. İpek Dokumacılığı eğitimini Eser Büyükaşık verdi.

Mardin / Taş İşlemeciliği

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Mardin ilinde kiliseler, manastırlar, medreseler, camiler, hanlar ve evlerin büyük bir bölümü Mardin taşından yapılmış olup, bu eserlerin büyük bir bölümü halen dimdik ayakta durmaktadır.

Mardin taşının dayanıklılığı sayesinde yüzyıllardan beri her türlü bilgiye rahatça ulaşılmaktadır. Mardin taşı Mardin ilinde farklı kültürlerin simgesi olmuştur. Mardin taşı, tebeşirimsi özellik sunması, ince tane yapılı olması, çıkarıldığında rahatlıkla işlenebilme özelliklerine sahiptir. Taş, testere ile kesilebilmekte, matkapla delinebilmekte, sert kesicilerle yontulabilmektedir. Mardin Taşı, işlendiğinde yumuşak, işlendikten sonra güneş ve su ile temas ettiğinde sertleşmektedir ki bu Mardin taşının en belirgin ve en önemli özelliğidir.

Mardin’e eşsiz doku kazandıran Mardin Taş İşlemeciliği 13 Nisan – 08 Temmuz 2011 tarihleri arasında Mardin Kültür Sanat Derneğinde gerçekleşti. 21 kursiyer 3 aylık eğitimde toplam 300 saat meslekle ilgili hem teknik hem de teorik bilgiler gördü. Eğitim Veysi Duva tarafından verildi.